DRB Hukuk 2016 Tüm Hakları Saklıdır

Rayhan Bozabalı Rayhan Bozabalı Rayhan Bozabalı Gülce Candemir Gülce Candemir
demo

Blog

Anasayfa → Blog

Asistan Hekimlerin Hukuki Sorumluluğu

Geri

GENEL OLARAK
Türk Hukuk sisteminde, hekim sorumluluğu için özel olarak düzenlenmiş
hükümler yok denecek kadar azdır. Gerek 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’ndaki, gerekse 818 sayılı Borçlar Kanunu’ndaki genel hükümler,
hekimlerin mesleklerinden dolayı işledikleri, hukuka aykırı eylemlere veverdikleri
zararlara da uygulanmaktadır.
Normal koşullarda, hekimin hastaya yaptığı tıbbi müdahale hastanın
vücut bütünlüğüne yönelik bir haksız fiil, bir suç olarak tanımlanabilecek
bir durumdur. Hekimin tipe uygun ve kusurlu olan bu eyleminin -tıbbi
müdahalenin- cezalandırılmaması için hukuk sistemleri, bu noktada,
hekimlere bir ayrıcalık tanımış ve tıbbi müdahaleleri hukuka uygunluk
koşulu ile suç olmaktan çıkarmıştır.
Devlet, hekimlik mesleğini hukuk düzeni içinde meşru bir faaliyet olarak
tanımış ve uygulanmasına izin vermiştir. Hekimin yaptığı tıbbi müdahalenin
yasal bir faaliyet olarak tanınması için gerekli olan ön koşul,
hastanın aydınlatılmış onamının alınmasıdır.
HEKİMLERİN SORUMLULUK TÜRLERİ
Hekimlerin, hekimlik mesleğini yaparken, işlediği suç ve kabahatlerle
ilgili olarak; cezai sorumluluğu, hukuki sorumluluğu (tazminat sorumluluğu),
idare hukukundan kaynaklanan idari sorumluluğu ve etik sorumluluğu
bulunmaktadır.
Hekimlerin disiplin sorumluluğu, meslek etiği kurallarına aykırı davranmaları
durumunda, meslek odalarının soruşturması sonucunda uyguladığı
yaptırımlardan oluşur.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na bağlı olarak kamuya ait sağlık
kurumlarında çalışan hekimlerin, hukuki sorumluluğunda bazı istisnai
durumlar söz konusudur. Bunlardan biri, kamuya ait sağlık kurumlarında
çalışan hekimlerin idare hukukundan kaynaklanan idari sorumluluğudur.
İdari sorumluluk kapsamında, uyarma, kınama, maaştan kesme,
kademe ve ilerlemenin durdurulması ile memurluktan çıkarma cezaları
söz konusudur.
1 Avukat / Tıp Doktoru, İstanbul Barosu
36 İstanbul Barosu Yayınları
Kamuya ait sağlık kurumlarında çalışan hekimlere dair bir diğer
önemli ayrım, devlet memuru olan hekimlerin, işledikleri suçlardan yargılanabilmelerinin,
kurum amirinin iznine bağlı olmasıdır. Son yıllarda,
memurlar için açılan soruşturmalarda, kurum amirlerinin memurun yargılanması
iznini giderek artan bir şekilde verdiğini görmekteyiz2.
HEKİMLERİN SUÇ OLUŞTURABİLECEK EYLEMLERİ
Hekimlerin tıbbi müdahale sırasındaki hukuka aykırı eylemleri; kasten
veya taksirle öldürme/yaralama, intihara yönlendirme, insan üzerinde
deney ve deneme, organ veya doku ticareti, çocuk düşürtme, kısırlaştırma,
genital muayene suçu, kişisel verileri açıklama, görevi kötüye
kullanma ve belgede sahtecilik gibi birçok suça konu olabilir.
Hekimler hakkında açılan davalara genel olarak bakıldığında, hekimlerin
daha çok taksirli eylemleri nedeniyle yargılandıkları görülmektedir.
Hekimlerin “kast”tan dolayı sorumluluğu ise, öncelikle tedavi amacıyla
hareket etmediği durumlarda, nadiren söz konusu olabilmektedir.
Bu arada, hekimler arasında yaygın olan yanlış bir kanıya burada değinelim.
Hastanın, tıbbi müdahale konusunda aydınlatılmış onamı alınmış
ise, artık hekimin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı düşünülmektedir.
Bu düşüncenin hukuksal dayanağı bulunmamaktadır.
Tıp hukuku alanında en çok karşılaşılan suç, taksirle yaralama suçudur.
Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması
şikâyete bağlıdır. Burada, yaralama ile kastedilen, kişinin vücut bütünlüğüne
zarar verecek her türlü eylem ya da eylemsizlik durumlarıdır. Hekimlerin
hastaya zarar verecek eksik/yanlış müdahaleleri bu suçu oluştururken,
aynı zamanda hastaya, gerektiği halde, zamanında ve etkin
müdahale etmemesi de yine taksirle yaralama suçunu oluşturabilecektir.
Hekimlerin tazminat sorumluluğu, maddi ve manevi tazminat istemleri
şeklinde olmaktadır. Hekimin tazminattan sorumlu tutulabilmesi için,
hasta ile hekim arasında bir sözleşmenin var olduğunun kabulü, bu sözleşmenin
hiç/gereği gibi yerine getirilmemiş olması, sözleşmeye aykırılık
nedeniyle hastanın zarar görmüş olması, bu zarar ile hekimin davranışı
arasında uygun bir nedensellik bağı olması ve hekimin kusurlu olması
gerekmektedir.
2 ERTUĞ ÜNDER, Asistan Hekimlerin Etik, İdari, Cezai ve Tazminat Sorumluluğu, Hekim
Forumu, İstanbul Tabip Odası, Şubat - Mart 2011.
Sağlık Hukuku 37
Asistan Hekimlerin Sorumlulukları
Tıpta uzmanlık öğrencilerinin/asistan hekimlerin, ceza, tazminat, idari
ve etik sorumlulukları, diğer hekimler ile benzer olup, içerdiği farklılıklara
aşağıda değinilecektir.
Yürürlükteki Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi
Yönetmeliği’nde;
“Kurumlarındaki kadro ve pozisyonları ne olursa olsun, tıpta ve diş hekimliğinde
uzmanlık ana ve yan dallarından birinde uzman olarak yetiştirilmek
amacıyla, bu Yönetmelik ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde
eğitim ve öğrenim gören, araştırma ve uygulama yapan tabip veya diş
hekimidir.” diye tanımlanan tıpta uzmanlık öğrencileri yani daha yaygın
kullanımı ile asistan hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve
2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’na tabi olarak görev yapmaktadırlar.
Türkiye’de asistan hekimlerin çalışma ve eğitim koşulları, daha çok
yönetmelik, genelgeler ve tüzüklerle düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler yeterli
değildir. Asistan hekimlerin eğitim ve çalışma koşullarını düzenleyen,
daha iyi tanımlanmış hukuki mevzuata acilen gereksinim olduğu açıktır.
Kaldı ki; var olan bu eksik düzenlemelerin dahi, ülkemizde asistan
hekimlerce de, asistan hekimlerin eğitimlerinden sorumlu kimselerce de
yeterince bilinmediği gözlemlenmektedir3.
İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER
Asistan hekimlerle ilgili hukuki sorumluluğun sınırlarını çizen iki temel
yönetmelik vardır; 29.06.2009 tarihli Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık
Eğitimi Yönetmeliği ve 10.09.1982 tarihli Yataklı Tedavi Kurumları
İşletme Yönetmeliği.
Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği’nin asistan
hekimlerin sorumluluğu ile ilgili olan maddelerine değinelim.
İlgili yönetmeliğin 23. maddesi “Uzmanlık Eğitiminde Devamlılık, Kurum
ve Dal Değiştirme” başlığını taşımaktadır.
“Madde 23 -
(1) Uzmanlık eğitiminin kesintisiz olması şarttır.
(2) Askerlik hizmeti, doğum sonrası ücretsiz izin ve diğer kanuni veya
3 ERTUĞ ÜNDER, Asistan Hekimlerin Etik, İdari, Cezai ve Tazminat Sorumluluğu, Hekim
Forumu, İstanbul Tabip Odası, Şubat - Mart 2011.
38 İstanbul Barosu Yayınları
mücbir sebepler haricinde herhangi bir sebeple eğitime ara verenler veya
kendi isteği veya fiiline bağlı olarak uzmanlık eğitimi sona erenler bu uzmanlık
eğitimine tekrar başlayamaz.
(4) Uzmanlık öğrencilerinin uzmanlık eğitimlerini yerleştirildikleri kurum
ve birimlerde tamamlamaları zorunludur. Ancak eğitim yetkisi kaldırılan
kurum ve birimlerdeki uzmanlık öğrencileri, Kurulun tespit edeceği kurum
ve birimlere kendi mevzuatlarına uygun olarak nakledilir.”
Asistan hekimlerin eğitimlerinin düzenlenmesi ve değerlendirilmesi,
mesleki gelecekleri ve sorumlulukları açısından yaşamsal bir öneme sahiptir.
Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği madde 25,
uzmanlık eğitimi ile ilgili ayrıntıları düzenlemektedir.
“Madde 25 - (1) Eğitim kurumlarında birim sorumluları tarafından, her
uzmanlık öğrencisine göreve başlamasını takiben bir rehber eğitim sorumlusu
tayin edilir ve bu durum uzmanlık öğrencisine yazılı olarak bildirilir.
Birimlere diğer birimlerden gelen uzmanlık öğrencisi için de aynı işlemler
yapılır.
(2) Eğitim kurumları, yeni başlayan uzmanlık öğrencisine, kuruma
adaptasyon için kurumu tanıtıcı bilgiler verir, kanuni sorumlulukları, mesleki
gelişimi, iletişim ve deontoloji ile ilgili uyum programları düzenler.
(3) Uzmanlık eğitiminin takibi ve değerlendirilmesi Bakanlık bünyesinde
elektronik ağ ortamı kullanılarak kurulan uzmanlık eğitimi takip sistemi
çerçevesinde yapılır. Uzmanlık eğitimi takip sistemi aşağıdaki unsurlardan
oluşur.
a) Çekirdek eğitim müfredatı: Uzmanlık eğitimi ihtiyaçlarının değerlendirme
sonuçlarına dayanır. Belirlenen ihtiyaçları karşılayacak amaç ve
hedefler ile bunları gerçekleştirecek asgari bilgi, beceri ve tutum kazandırmaya
yönelik eğitim etkinliklerini içerir. Kurul tarafından hazırlanır ya da
hazırlattırılır ve ihtiyaç duyulduğunda güncellenerek elektronik ağ ortamında
ilan edilir.
b) Genişletilmiş eğitim müfredatı: Birimler tarafından hazırlanır, yıllık
olarak güncellenir, Kurula bildirilir ve elektronik ağ ortamında ilan edilir.

c) Uzmanlık eğitimi karnesi: Birimler, eğitime başlayan her uzmanlık
öğrencisi için genişletilmiş eğitim müfredatına uygun bir karne oluşturur.
Karne içeriğindeki eğitim ve uygulamaların çekirdek eğitim müfredatına ait
olan kısmının uzmanlık eğitimi süresi içerisinde tamamlanması zorunludur.
Sağlık Hukuku 39
Birimler, hazırladıkları karneleri her yılın Eylül ayının ilk iki haftası içinde
Kurula bildirir. Kurul, bu karneleri elektronik ağ ortamında ulaşılabilecek
şekilde uzmanlık eğitimi takip sistemine koyar. Bu karneye uzmanlık öğrencisinin
yaptığı teorik ve pratik tüm etkinlikler uzmanlık öğrencisi tarafından
işlenir ve eğitim sorumlusu ve birim sorumlusu tarafından onanır.
Eğitim karnesi kurum amirleri tarafından altı ayda bir kontrol edilir varsa
eksiklikler süresi içinde tamamlattırılır. Uzmanlık eğitimini tamamlayanlara
kurum tarafından eğitim karnesinin onaylı bir örneği verilir. Karneler
takip sistemi içinde uzmanlık eğitimini tamamlayanlara ayrılan arşiv kısmında
saklanmaya devam edilir.
ç) Birim sorumlusu kanaati: Birim sorumluları altı ayda bir uzmanlık
öğrencilerinin göreve bağlılık, çalışma, araştırma ve yönetme yetenekleri ile
meslek ahlakı hakkındaki görüş ve kanaatlerini uzmanlık eğitimi takip sistemine
kaydedip kurum amirlerine onaylatır. Uzmanlık eğitiminin altı aylık
değerlendirme devresinin birden fazla birim sorumlusu yanında geçmesi
halinde, bu kaydı yanında en fazla süre geçirilen birimin sorumlusu yapar.
Bu değerlendirme sonucunda olumsuz görüş ve kanaat notu alanlar kurum
amiri tarafından yazılı olarak uyarılır. İki kez olumsuz kanaat notu alan
uzmanlık öğrencisinin birimi, varsa aynı kurumdaki, yoksa mevzuatı çerçevesinde
belirlenen başka bir kurumdaki eğitim birimi ile Kurulca değiştirilir.
Yeni eğitim biriminde de iki kez olumsuz kanaat notu alan uzmanlık öğrencisinin
hizmet süresi ne olursa olsun uzmanlık öğrenciliğiyle ilişkisi kesilir.
Tekrar uzmanlık eğitimine giriş sınavına girip uzmanlık eğitimine başlayanlar
hakkında 23 üncü madde hükümlerine göre işlem yapılır.
d) Tez çalışmasının takibi: Tez çalışması, tez danışmanı tarafından üç
ayda bir değerlendirilir ve eğitim takip sistemindeki ilgili kısma işlenir.
e) Uzmanlık öğrencisi kanaati: Uzmanlık öğrencileri verilen eğitimi ve
eğitim sorumlularını yıllık olarak nitelik ve nicelik açısından değerlendirir
ve uzmanlık eğitimi takip sistemine kaydeder. Bu değerlendirme, eğitimin
niteliğini ve eğitim sorumlularının bilgi, beceri ve davranışlarını kapsar. Kurum
amirleri, bu değerlendirmelerin akademik kurulda görüşülmesini sağlar.

f) Uzmanlık eğitimi süresi: Alınan sağlık izinleri ve ücretsiz izinler nedeniyle
fiilen uzmanlık eğitiminde geçmeyen sürelerin takip edilebilmesi
amacıyla kurum amirleri uzmanlık öğrencilerinin bu sürelerinin uzmanlık
eğitimi takip sistemindeki ilgili alana işlenmesini sağlar.
g) Denetim formu: Kurum ve birimlerin denetiminde kullanılan formlar
40 İstanbul Barosu Yayınları
Kurul tarafından hazırlanır ve uzmanlık eğitimi takip sistemi içinde ayrılmış
yerde yayımlanır.”
Bu madde ile ilgili bir değerlendirme yapıldığında, uzmanlık öğrencilerinin
göreve başlaması ile birlikte bir rehber eğitim sorumlusu tayin
edilmesi ve bunun yazılı olarak uzmanlık öğrencisine bildirilmesi gerektiği
düzenlendiği görülmektedir. Bu düzenleme ile aslında, asistan hekimlerin
asistan olarak görev yapmakla ilgili sorumluluklarının çerçevesi de çizilmiş
olmaktadır.
25. maddenin ikinci fıkrasında da uzmanlık eğitimine başlayan asistan
hekime uyum sağlayabilmesi için, kurumla ilgili tanıtıcı bilgilerin verileceği
ve ayrıca kanuni sorumluluklarının anlatılacağı uyum programları
düzenleneceği belirtilmektedir.
Bu yönetmeliğin yukarıda incelediğimiz 25. maddesinin gereği gibi yerine
getirilmiş olması halinde, asistan hekimler eğitime başladıkları ilk
günden itibaren yetki ve sorumluluklarının çerçevesini bilerek mesleki
gelişimlerini sürdüreceklerdir.
Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği4’nin “Uzmanlık
Öğrencilerinin Hak ve Sorumlulukları” başlığını taşıyan 26. maddesi,
uzmanlık öğrencilerinin çalıştıkları birimlerde eğitimin çağdaş standartlarda
verilmesinin sağlanmasını isteme hakkını düzenlemektedir. Ve
bunu sağlama görevini kurum amirlerine vermektedir.
Aynı maddenin diğer fıkraları:
“(2) Uzmanlık öğrencileri uzmanlık eğitimi uygulamasından sayılmayan
işlerde görevlendirilemez
(3) Uzmanlık öğrencisi, eğitim sorumlusunun gözetim ve denetiminde
araştırma ve eğitim çalışmalarında ve sağlık hizmeti sunumunda görev alır,
deontolojik ve etik kurallara uyar.” düzenlemesini getirmektedir.
Uzmanlık öğrencilerinin, uzmanlık sınavına girebilmeleri için uzmanlık
eğitimi gördükleri dala ait bir konu üzerinde tez hazırlamaları zorunludur.
Tez, uzmanlık eğitimi süresinin bitiminden üç ay önce, kurumun ilgili
akademik kurulları tarafından belirlenen, uzmanlık öğrencisinin eğitim
gördüğü dalın eğitim sorumlularından oluşan üç kişilik bir jüriye sunulmak
zorundadır. Uzmanlık eğitiminin tamamlanması için gerekenler
madde 30’da sıralanmıştır:
4 Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği.
Sağlık Hukuku 41
“Madde 30 - (1) Uzmanlık eğitiminin tamamlanması için;
a) Tezin kabul edilmiş olması,
b) Ekli çizelgelerde belirtilen uzmanlık dalı ile ilgili uzmanlık eğitimi süresinin
ve rotasyonların tamamlanmış bulunması,
c) Uzmanlık eğitimi karnesinin çekirdek eğitim müfredatını belirleyen
kısmının ilgili birim sorumlusu tarafından onaylanmış bulunması,
ç) Uzmanlık eğitimini bitirme sınavında başarılı olunması, şarttır.”
Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği’ne göre, uzmanlık
öğrencileri, uzmanlık eğitiminin gerektirdiği, öğrenim, eğitim,
araştırma ve uygulama çalışmaları dışında, kamu kurum ve kuruluşları
veya özel kurum ve kuruluşlarda aylıklı veya aylıksız hiçbir işte çalışamazlar,
muayenehane açamazlar.
Sözü geçen yönetmelik, asistan hekimlerin kendilerine verilen eğitimi
ve eğitim sorumlularını yıllık olarak, nitelik ve nicelik açısından değerlendirmesini
ve uzmanlık takip sistemine kaydetmesini de ‘’uzmanlık öğrencisinin
kanaati’’ başlığı ile düzenler.
Asistan hekimlerin, görev ve nöbet esasları ile ilgili ayrıntıları Yataklı
Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği5 düzenlemektedir. Bu yönetmeliğin
asistan hekimleri ilgilendiren maddelerine aşağıda değinilecektir.
Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği madde 10’da;
“Eğitim hastanelerinde poliklinik muayeneleri baştabibin düzenleyeceği
bir program dahilinde aynı daldaki şef, şef yardımcısı, başasistan ve uzmanlar
tarafından yapılır.” denmek suretiyle eğitim hastanelerindeki poliklinik
hizmetlerini kimlerin yürüteceğini açıkça düzenlemektedir.
Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin “Servis Hizmetleri”
başlığını taşıyan 13. maddesi;
Servis hizmetlerinin uzman, uzmanlık eğitimi görenler, hemşire ile
eczacı, diyetisyen, fizyoterapist, psikolog gibi branşla ilgili diğer meslek
mensupları tarafından birlikte yürütülen bir ekip çalışması olduğunu,
hastaya en iyi koşullarda, güvenilir araçlarla isabetli teşhisi koyarak, bakımının
ve en kısa zamanda tedavisinin sağlanmasını amaçladığını belirtmektedir.
Bu amaca ulaşırken servis içinde hasta başı eğitimlerinin de
yapılacağından söz etmektedir.
5 Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği
42 İstanbul Barosu Yayınları
Sağlık hizmetlerinin yaşamsal ve ayrılmaz bir parçası olan nöbet sistemi,
uygulamada çok ciddi sorunlara yol açmaktadır. İdarenin ve hekimlerin
hukuksal sorumluluğuna yol açan bir çok olay, ne yazık ki, nöbetler
sırasında meydana gelmektedir.
Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin madde 41 ve izleyen
maddeleri, yataklı tedavi kurumlarındaki nöbet esaslarını düzenlemektedir.
“Madde 41 - Genel olarak yataklı tedavi kurumlarında nöbet; normal
çalışma saatleri dışında ve resmi tatil günlerinde dışarıdan gelecek hastalarla,
kurum içindeki hastaların acil durumlarında tıbbi ve bununla ilgili
idari ve teknik yardımları vaktinde sağlayabilmek, olması muhtemel idari
ve teknik olay ve kasalara zamanında müdahale edebilmek amacını güder.
e) Gece nöbeti tutanlara ertesi günü görev verilmez. Geceyi yoğun mesai
ile uykusuz geçiren personele, kurumun personel durumu ve imkanları
müsait olmak, hizmeti aksatmamak kaydıyle evinde veya kurum içerisinde
lüzum görüldüğü sürece dinlenmesi için baştabib izin verebilir. Bu takdirde
de bunlar acil durumlarda baştabib veya nöbetçi tabibin davetine uymaya
mecburdurlar.
Hafta tatillerinde ve resmi tatil günlerinde nöbet tutanlara hizmeti aksatmamak
kaydıyle diğer iş günlerinde nöbet süresi kadar izin verilebilir.
g) Nöbet tutan her meslek grubu için sahifeleri numaralı ve tasdikli bir
nöbet defteri tutulur. Nöbetçiler bu deftere nöbetlerinde geçen önemli olayları
saat belirleyerek ve bir sonraki nöbetçiye devredilen tıbbi, idari ve teknik
işlerle ilgili önerilerini kaydeder. Nöbet defterleri her gün hastane müdürü
tarafından tetkik edilerek gerekleri yapılır. Önemli hususlarda baştabibe
iletilir”.
“Madde 42 - Nöbet hizmetleri evde nöbet, normal, acil, branş nöbeti olarak
dört şekilde yürütülür. Acil ve branş nöbetlerinin hangi hallerde, tutulacağı
hastanenin türüne, iş durumuna, personel mevcuduna, hizmetin
gereklerine göre baştabib tarafından tesbit edilir. Eğitim Hastanelerinde de
uzman ve uzmanlık eğitimi görenlerden kimlerin hangi nöbete gireceklerini
ve ne nöbeti tutacaklarını da baştabib tesbit eder.”
Uzmanlık eğitimi gören asistan hekimlerin nöbetleri madde 46’da düzenlenmektedir.
Madde 46’da asistan hekimlerin kurumda nöbet tutabilmesi için aynı
birimde üçten fazla sayıda asistan hekim olması gerektiği, bu nöbetleri
baştabibin düzenleyeceği belirtilmektedir.
Sağlık Hukuku 43
Madde 46’da üzerinde durulması gereken en önemli nokta asistan hekimlerin
ancak uzman nezaretinde nöbet tutabilecekleri düzenlemesidir.
Yönetmeliğin 46. maddesinin a bendinde “Genel uzmanlık eğitimi görenler
nöbeti tutanlar genel hastane nöbeti tutan uzman nezaretinde çalışırlar.”
“Uzmanlık eğitimi görenlere hiçbir zaman uzman nöbeti tutturulamaz.”
denmektedir.
Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği Uzmanlık Eğitimi Görenlerin
Görev Ve Yetkileri başlığı altında ise;
“Madde 118 - Uzmanlık eğitimi görenler, hizmet icap ettirdiği ve kurumun
yer durumu müsait olduğu takdirde Baştabibin izniyle kurumda devamlı
kalabilirler. Bu takdirde yemekleri kurumca sağlanır.”
“Madde 119 - Uzmanlık eğitimi görenler, Tababet Uzmanlık Tüzüğüne
göre tayin edilir ve yetiştirilirler. Bunlar, Uzmanlık eğitimi gördükleri sürece
aşağıda açıklanan fenni ve idari hizmetleri yapmakla yükümlüdürler.
a) Poliklinikten servislere yatırılmak üzere gönderilen hastalar, uzmanlık
eğitimi görenlerin gözetiminde servis hemşireleri tarafından yataklarına
yatırılır. Uzmanlık eğitimi görenler yatırılan bu hastaların hemen müşahadelerini
alır ve dikkatli bir şekilde muayene ederek, muayene neticelerini
değerlendirir ve acil tedavi ve müdahaleyi gerektiren vakaları derhal ilgili
uzmanlara bildirir. İlgili uzmanın vakaya el koymasına kadar geçecek zaman
içinde gerekli ilk ve acil tedbirleri alır. Acil olmayan vakaların muayene
ve tetkik neticelerini tamamlayarak ertesi gün sabah vizitesinde kendi
mütalaasıyla birlikte, ayrıntılarıyla servis uzmanına bildirir.
b) Vizite de uzmanlarla beraber bulunarak serviste geçen olaylar ve
hastalar hakkında uzmanlara bilgi verirler.
Serviste yapılabilecek laboratuvar muayenelerini bizzat yaparlar. Hastane
laboratuvarlarına gönderilmesi gerekenleri zamanında göndererek neticelerini
izler ve müşahade kağıtlarına yazarlar.
c) Servis ve laboratuvar şef ve şef yardımcılarının verecekleri görev ve
hizmetle ilgili bütün emir, direktif ve tavsiyeleri vaktinde tam olarak yapmakla
yükümlüdürler.
d) Poliklinik ve laboratuvarlarda da aynı şekilde görev yapar ve buralardaki
hizmetleri bittikten sonra kendilerine verilmiş diğer işleri tamamlarlar.
e) Servis ve laboratuvarlarda meydana gelen fenni ve idari acil iş veya
44 İstanbul Barosu Yayınları
hizmetler için hemşire ve hastabakıcılar tarafından her davet edilişte gelmeye
ve gereken tedbirleri almaya, uzmanın müdahalesini gerektirecek
hallerde çalışma saatleri içinde servis uzmanına, bunun dışında nöbetçi
uzmana, gerekirse ilgili servis uzmanına bulunduğu yerde süratle haber
vermek zorundadırlar.
f) Şubelerinin aylık, üç aylık ve senelik hastalık istatistik cetvellerini
vesair evrakını düzenlemek ve fenni kayıtlarını tutmak ve ayrıca hastane
baştabibi veya servis ve laboratuvar şeflerinin verecekleri bu çeşit hizmetleri
de yapmakla yükümlüdürler.
g) Hizmet yerlerindeki hemşire, ebe, hemşire yardımcısı tıbbi teknisyen
ve yardımcı hizmetlilerin görevlerini gözetler ve işlerini yerinde ve yolunda
görmelerini sağlarlar, servisin temizliği, intizamı, hastaların bakımı, ilaçların
ve yemeklerin tabelalara göre verilip verilmediğini kontrol ederler. Görevini
iyi yapmayanlara uyarmada bulunurlar. Kusurları tekrarlayanları ve
uyarmaları dinlemeyenleri ilgili amirlerine haber verirler.”
Uzmanlık eğitimi gören asistan hekimlerin nöbetçi sıfatıyla çalışırken
hangi esaslara göre çalışacaklarını ise, ilgili yönetmeliğin 183. maddesi
düzenlemiştir.
“Madde 183 - Baştabib, nöbetçi uzman tabib ve servis şeflerinin emir,
talimat ve verdikleri yetkiler çerçevesinde, nöbetleri esnasında gelen hastaların
usulüne uygun olarak muayene ve tedavilerini yapar ve ön müşahadelerini
alırlar. İçinden çıkamadığı vak’aları nöbetçi uzmana haber verirler.”
Son yıllarda malpraktis nedeniyle açılan davaların katlanarak arttığı
ve asistan hekimlerin de bu davalar nedeniyle sıkça yargılandığı görülmektedir.
Asistan hekimlerin yargılanmasında, görev ve sorumluluk tanımlamalarının
gözardı edildiği ve bu nedenle çoğu zaman haksız yere
cezalandırıldıkları bir gerçektir.
Yukarıda da söz edildiği gibi; asistan hekimler, ancak eğitimlerini veren
uzmanların denetiminde ve uzmanlarla birlikte hastaya müdahale
edebilirler ve tedaviyi düzenleyebilirler. Uzmanlık eğitimi gören bir asistan
hekimin, bir hastayı tek başına üstlenebilme yetki ve sorumluluğu
yoktur. Yukarıda paylaşılan ulusal mevzuat hükümlerinin topluca değerlendirilmesi
sonucu ortaya çıkan sonuç, tıpta uzmanlık öğrencilerinin
meslek içi yaptıkları işlerde sorumluluğunun sınırlı olduğudur. Bu yetki
ve sorumluluğun ötesinde bir çalışmaya tabi tutulduklarında, oluşacak
malpraktis veya benzeri hekimlik mesleğine dair zararlardan, öncelikle ve
dolayısıyla sağlık hizmetini düzenleme ve denetleme yükümlülüğü olan
İdare sorumlu olacaktır.
Sağlık Hukuku 45
İDARENİN SORUMLULUĞU
Hastalara verilen zararlardan dolayı asistan hekimlerin sorumluluğunu
incelerken, idarenin sorumluluğu konusu ayrı bir önem taşımaktadır.
Esasen, son yıllarda, idarenin sorumluluğu ilkesi, tüm dünyada giderek
ön plana çıkmaktadır. Kamu hizmetleri alanındaki hızlı gelişme, idari
faaliyetlerden meydana gelen zararın tazmininde, kusur( hizmet kusuru)
kavramının yetersiz kalması, özel hukukta olduğu gibi, idare hukukunda
da, İdarenin kusursuz sorumluluğunun kabulüne yol açmıştır. İdari faaliyet
ile zarar arasında bir nedensellik bağının bulunması halinde, hizmet
kusurunun varlığı aranmaksızın, İdarenin sorumlu tutulması ilkesi kabul
edilmiştir. İdarenin faaliyetlerinden doğan zararların, idarece karşılanması
için, idarenin kusurunun (hizmet kusurunun) aranmaması durumuna,
idarenin kusursuz sorumluluğu denilmektedir.6
Kusursuz sorumluluk halinde İdare, hiçbir kusurunun olmadığını
ispat etse bile sorumluluktan kurtulamaz. Diğer bir söyleyişle, idarenin
hiçbir kusuru olmasa bile yürütmekle yükümlü olduğu hizmet sonucunda
ortaya çıkan zararlardan sorumludur. Kusursuz sorumluluk, bu açıdan,
“bihakkın sorumluluk”7 olarak nitelendirilmektedir.
Türk Hukuk Sistemi’nde de kamu görevlilerinin kusuru açısından
Devlet sorumluluğu modeli benimsenmiştir. Devlet sorumluluğu modelinde,
kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle kişilere verdikleri zararlardan
doğrudan devlet/idare sorumlu olmaktadır. 1982 Anayasası’nın 129.
maddesi: “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri
kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek
kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare
aleyhine açılabilir” demekle, kişilere verilen zararlarda idarenin sorumluluğu
ilkesini açıkça kabul etmektedir. Ayrıca, 657 Sayılı Devlet Memurları
Kanunu’nun 13. maddesi’nde: “kişiler, kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili
olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel
aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar.” demek suretiyle bu
konuda idarenin sorumluluğuna işaret etmektedir.
Asistan hekimlerin, eğitimlerinden sorumlu uzmanların denetiminde
yapması gereken işleri, tek başlarına yapmak durumunda bırakılmaları
halinde ortaya çıkacak zararlardan doğaldır ki, asistan hekimlerin bu şe6
ÇAĞLAYAN, İdarenin Kusursuz Sorumluluğu, Ankara, 2007, s.152, AKYILMAZ, İdare
Hukuku, ULUSAN, İÜHFM.
7 GÖZLER, İdare Hukuku, s.1073.
46 İstanbul Barosu Yayınları
kilde tek başına çalışmasına yol açan idarenin hizmetlerinin yürütülmesindeki
aksaklık, öncelikle sorumlu olacaktır. Buradaki hizmet kusuru
hizmetin kötü işlemesi, hizmetin geç işlemesi veya hizmetin hiç işlememesi
şeklinde gerçekleşebilir.
Son yıllarda, tazminat hukukundaki önemli değişikliklerden biri, tazminat
hukukunda sosyal düşüncenin ön plana çıkarılmasıdır. Tazminat
hukukunda sosyal düşüncenin ön plana çıkması ile birlikte mağdurun
veya zarara uğrayan güçsüzlerin, kusur söz konusu olmasa bile, korunması
ilkesi benimsenmiştir.
TANDOĞAN’ın ifadesiyle “ tazminat hukukunda eskiden zarar verenden
hareket edilirken, artık zarar gören ön plana alınmıştır; tazminat hukuku
böylece sorumlu kılmaktan çok zararı karşılamak anlamını taşımaya
başlamıştır”. Bunun nedeni, zarar verenin herhangi bir kusuru olmasa
dahi, zarar görenin zararının tazmin edilmesi gerekliliğidir. Bu gereklilik,
hakkaniyet ve toplumsal yüklerin paylaşılması esasından kaynaklanmaktadır.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, idarenin kusursuz sorumluluğu ilkesine
gidilmesi kaçınılmazdır.
Sağlık hizmetlerinden kaynaklanan zararlar sebebiyle, idarenin sorumluluğuna
gidilmesi, ülkemizde görece yeni sayılabilecek bir olgudur.
Geriye doğru incelendiğinde, daha çok hizmet kusuru açısından, idarenin
sorumluluğuna gidildiği açıkça görülmektedir. Şimdiye dek, ön plana çıkmamış
olan, idarenin kusursuz sorumluluğunun, bundan böyle, sağlık
hukuku alanında, önemli bir yer tutacağı açıktır.
İdarenin sağlık hizmetlerindeki kusursuz sorumluluğu konusu ayrıntılı
incelenirse;
Kamu görevlilerinden meydana gelmekle birlikte, onlara yüklenilemeyen,
hizmetin kuruluşu ve işleyişindeki bir kusurdan, yani hizmet kusurundan
kaynaklanan zararlardan ise, hizmet kusuru esaslarına göre
hizmetin sahibi olan İdare sorumludur.
Hekim, teşhis ve tedavi hizmetlerini yürütürken yani görevini yerine
getirirken, kasti veya keyfi veya suç teşkil eden bir eylemde bulunarak
hastaya zarar verebilir. Bu durumda, İdare’nin esas olarak hizmet kusuru
esaslarınca sorumlu olduğunu, kamu görevlisinin de kusuru oranında bu
sorumluluğa katılması gerektiği ifade edilmektedir. Bu, birlikte sorumluluk
ilkesinin gereğidir.
Sağlık Hukuku 47
SON OLARAK
İdare, gereken ve mümkün olan tüm önlemleri almış olsa bile, sağlık
hizmetlerinin yüksek risk taşımasından dolayı, yine de zararın ortaya çıkma
olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle, idarenin kusursuz sorumluluk
ilkesince, ortaya çıkan zararların tazminini bizzat üstlenmesi gerektiği
açıktır. Danıştay’ın da sağlık hizmetlerinde kusursuz sorumluluk ilkesini
kabul ettiği yönünde kararları vardır.8
Hal böyle iken, hizmetin planlanması ve işletilmesinden sorumlu olan
idarenin ve onun hastanelerdeki yürütücülerinin sorumluluğu, hiç göz
önüne alınmadan, yetki ve sorumluluğu mevzuata göre sınırlı olan, Tıpta
Uzmanlık Öğrencileri’nin, oluşan zararlardan dolayı tek başlarına yargılanıyor
ve cezalandırılıyor olması hukuken kabul edilemez.
Bu noktada; sağlık hizmeti alan kişilerin uğradıkları zararların giderilmesinde,
zarara neden olan tüm faktörlerin bir arada değerlendirilmesi ve
yargılamanın bu doğrultuda, birlikte sorumlu olanların tümü hakkında
yürütülmesi, zarara yol açanların kusurları oranında sorumlu tutulmaları
en doğru yol olacaktır.
KAYNAKÇA
- ÇAĞLAYAN, İdarenin Kusursuz Sorumluluğu, Ankara, 2007.
- Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği
- Yataklı Tedavi Kurumları Yönetmeliği
- AKYILMAZ, İdare Hukuku, Konya, 2004.
- ULUSAN, Alman Kamu Hukukunda Fedakârlığın Denkleştirilmesi İlkesi, İstanbul Üniversitesi
Hukuk
Fakültesi Mecmuası, 1979.
- GÖZLER, İdare Hukuku.
- ERTUĞ ÜNDER, Asistan Hekimlerin Etik, İdari, Cezai ve Tazminat Sorumluluğu, Hekim
Forumu, İstanbul
Tabip Odası, Şubat - Mart 2011
8 Danıştay 12.Dairesi, E.68/1296,K.69/1401,T.8.7.1969 ve Danıştay 12.Dairesi
E.69/3710,K.71/96,T.19.1.1971.

(Alıntıdır: Av. Yıldız Ertuğ ÜNDER)


Asistan Hekimlerin Hukuki Sorumluluğu

hakkında yorumlar


Henüz Yorum Yok
Asistan Hekimlerin Hukuki Sorumluluğu

hakkında yorum yaz

Gönder

Etiketler :

demo